ßệLKi KãVu$ãMãM SãÑã öLüM Dệ GệLiR...ßuLuTLãRa YãZDıM SệÑi YãĞMuR YüRệKLiM..!
SaGLIGIMIZ - ZerdaLi GüzeLi GözLerinLe Bak Bana - Blogcu



ZerdaLi GüzeLi GözLerinLe Bak Bana

Tanım

Pencereme HoşgeLdiniz!


SIk kuLLanILanLara ekLe Bağlantılarım * Ana Sayfa
* Profilim
* Arşiv
* Arkadaşlarım
* Bir Gönül İnsanı Portresi...Gurbet Sahibi..
* www.saidnursi.de
* www.risale-inur.com.tr
* www.risaleara.com
* Gazi Üniversitesi




Kategoriler


Ramazan YakLaşıyor..Peki Ya İftar SofraLarı Ve SağLık....?? ;)

İftar SofraLarı sağlığımıza uygun olmalı..Ramazan'da Nasıl Beslenmeliyizz.....

 

Ramazan ayı kış mevsimine denk geldiği için oruçlu saatlerimiz daha azdır. Bu yüzden metabolizmamızda çok büyük değişiklikler meydana gelmez.

Bu ay boyunca her zamanki normal yeme düzenini değiştirmeden, mümkün olduğu kadar hızlı sindirilen yiyeceklere göre lif ihtiva eden ve yavaş sindirilen gıdaları tüketmek oruç tutmayı kolaylaştırır. Çünkü yavaş sindirilen besinler 8 saatte sindirilirken, hızla sindirilen gıdaların sindirimi 3-4 saate düşer. Lifli gıdalara hububat, yulaf, irmik, fasulye, mercimek ve kabuklu pirinci örnek gösterebiliriz. Bu besinlerin sindirimi yavaştır. Böylece karnımız iftara doğru daha az acıkır. Hızlı sindirilenler ise beyaz un ve şeker ihtiva eden besinlerdir. Bu besinler çabuk yakılarak iftarı daha aç bir şekilde beklememize sebep olur. Orucun fizyolojik etkileri kan şekeri düşüklüğü, kolesterol düşüklüğü, büyük kan basıncındaki düşüklüktür. Müslüman ve Müslüman olmayan bilim adamlarının yaptığı araştırmalara göre oruçlularda pek çok tıbbî hastalıkta iyileşme gözlenirken, oruç tutmakla herhangi bir hastalığın kötüleştiğine dair bulgu tespit edilmedi. Ayrıca oruç tutan insanlarda önemli psikolojik değişiklikler de gözlenir. Oruçlu insan daha sakindir. Nefsine hakimiyet duygusunun verdiği özgüvenle kendisiyle daha barışıktır. Bireylerdeki bu hava topluma da yansır. Ramazan ayında suç oranları düşer. Bunda, yılda on bir ay içki içen şahısların bile Ramazan ayı boyunca da olsa alkol almaktan vazgeçmesinin rolü büyüktür.

İftarda hafif yemekler yiyin
Orucun detoksikan, yani toksinlerden temizleyici etkisi olduğu biliniyor. Oruç tutan insanlar, belirli bir şekilde beslendikleri için, organizma 1 ay boyunca dinleniyor. Bir anlamda sağlığına kavuşuyor. Oruç tutan insanların dikkat edecekleri birkaç nokta var. En önemlisi, iftarda ve sahurda birdenbire ve çok fazla yemekle mideyi doldurmamak. Ani mide gerginliği, hem tansiyon yükselmesine hem de nörolojik hormonların hızlı salgılanmasına yol açar. Az ve sık aralıklarla yemek en idealidir.  Yemeklerin seçiminde ise, çok yağlı, çok tuzlu ve aşırı tatlı gıdalardan kaçınmak gerekir. Bunların yerine hazmı kolay, mide bağırsak sisteminde uzun süre kalacak lifli ve selülozlu yiyecek tercih edilmeli. Maddi imkanlar el verdiğince iftar sofraları zeytin, hurma, çorba, sebze yemeği, meyve ve tatlıyla donatılır. Ağır tatlılar, reçeller, pastırma, sucuk, zeytin gibi tuzlu gıdalar, 12 saat aç kalmış bir mideye ağır gelir. İftar sofrasında tadımlık türden yiyecekler olmalı. En iyisi hafif bir çorba, bir sebze yemeği, etli de olabilir; ama fazla yağlı olmamalı. Mutlaka yoğurt ve meyve tüketilmeli. İftarda yemeğe başlangıç için beyne doygunluk hissi veren çorba çok uygun bir yiyecektir. Ramazan aynı zamanda çeşit çeşit tatlıların sofralarda mutlaka yerini aldığı bir zamandır; ama çok ağır ve yağda kızartılmış tatlılar yerine sütlü tatlılar tercih edilmeli. İftarda yenen ağır yemekler yağa dönüşür İftardan sonra az az ve sık yenilmeli. İftardan sahura kadar geçen vakitte bir öğün eklenip hafif gıdalar alınabilir. Gece metabolizma hızı düştüğü için iftarda yenen ağır yemeklerin çoğunun yağa dönüşme ihtimali yüksektir. İftara peynir, zeytin gibi basit yiyeceklerle başlanması, normal yemeğe ise saat 20.00-21.00 sıralarında geçilmesi daha iyi olur. Normal bir insanın günlük su ihtiyacı 2-2,5 litredir. O nedenle mümkün olduğu kadar 6-8 bardak kadar su, gece boyunca mutlaka tüketilmeli. Bunun yanında meyve suyu, ayran gibi sıvı içecekler de alınabilir. Bir diğer önemli konu ise, iftardan sonra ve dolu mideyle kılınan teravih namazı. 20 rekatlık bu namazı kılanlar için hayati tehlike söz konusu olabiliyor. Benim tavsiyem, oruç tutanların, yiyeceklerinin bir kısmını teravih namazından sonraya bırakmaları.

Oruçluların karşılaştığı
sağlık sorunları

KABIZLIK:
Aşırı rafine gıda alan, az su içen ya da lifsiz beslenen oruçlularda görülebilir. Kabızlık nedeniyle hemoroid ve karın şişmesi de oluşabilir. Önlem olarak çikolata, pasta gibi rafine gıdalardan sakınılmalı, su içmeyi artırmalı ve lifli gıdalar alınmalı.

TANSİYON DÜŞMESİ:
Öğleden sonraları oruçlu insanlarda tansiyon düşmesi olabilir. Az sıvı alınması ve tuzsuz yenmesi tansiyon düşmesini artırabilir.

BAŞ AĞRISI:
Özellikle iftara doğru baş ağrısı görülebilir. Eğer düşük kan basıncı ile birlikteyse baş ağrısı ciddi olabilir ve iftar öncesi kusma yapabilir.

KAN ŞEKERİNİN DÜŞMESİ:
Halsizlik, titreme, kötü konsantrasyon, fiziksel aktivite yapamama, baş ağrısı, çarpıntı, kan şekeri düşmesinin sonuçlarıdır. Sahurda aşırı şekerli yemek ensülin salınımını artırarak gün içinde kan şekeri düşmesine sebep olabilir.

MİDE YANMASI,
ONİKİPARMAKBAĞIRSAĞI ÜLSERİ:

Ramazan’da boş midede oluşan asit salgısının artması mide hastalıklarını ortaya çıkarabilir. Kahve, kola ve acılı yemekler de mide hastalarına olumsuz etkide bulunur. Özellikle mide şikayeti olanlar doktoruna danışarak oruç tutmalıdır. 

Sahura mutlaka kalkın
Sahura kalkmak yerine gece yiyip yatmak hiç doğru değil. Sahurda da mutlaka su içilmeli ve sıvı alımına dikkat edilmeli. Yiyecek olarak da çorba tarzı, az yağlı yapılmış sebze, zeytinyağlı yemekler veya hafif kahvaltılardan biri seçilebilir. Pilav veya hoşaf doğru bir tercih değildir. Kan şekerinin düşmesini önlediği için de mutlaka ekmek yenmeli.

Ramazan ayında
kısıtlanması gereken durumlar
Kızartmalar ve yağlı yiyecekler
Çok şekerli yiyecekler
Sahurda aşırı yemek yeme
Sahurda çok çay içme (Çay daha fazla idrar oluşturur ve bazı değerli minerallerin idrarla kaybına yol açar).
Sigara içmek
İftarda aşırı yemek yeme (İftarda az miktarda karın doyurulduktan sonra yatmadan 1 saat önce meyve suları, yoğurt veya daha hafif yiyecekler alınması uygun olur).

Hurma,
badem ve muz
Şeker, fibrin, karbonhidrat, potasyum ve magnezyum kaynağı hurma; protein ve fibrinden zengin badem ve yine potasyum, magnezyum ve karbonhidrattan zengin muz, Ramazan’da yenmesi tavsiye edilen besinlerdir. Ayrıca, iftar ve sahur arasında mümkün olduğu kadar sıvı ve meyve suları içilmelidir. Böylece vücudun su ve elektrolit dengesi muhafaza edilmiş olur.

Şeker hastaları doktora
danışmadan oruç tutmamalı

Türkiye’de sayıları 2,5 milyonu bulan şeker hastaları için Ramazan ayının özellikle dikkat isteyen ayrı bir boyutu var. Ensülin bağımlısı olan şeker hastaları, sürekli diyet ve egzersiz isteyen bir yaşam sürdürüyorlar. Oruç tutmak sağlıklı insanın metabolik dengesini değiştirmez. Şeker hastaları için ise oruç tutmak sakıncalı olabilir. Ensülin bağımlısı bir diyabetik, enjeksiyondan 30 dakika sonra bir şeyler yemek zorundadır. Yapılan ensülinin günlük dozuna göre en az 5-6 öğün yemesi şart. Bunu yapmazlarsa, şeker düşüklüğü sonucu hayati tehlike söz konusu olabilir, oruç zorunlu olarak bozulur. Şeker hastalarının diyetleri, ‘çok öğünlü yemek’ esasına dayanır. Özellikle şeker hastalarına oruç kesinlikle tavsiye edilmemeli. Şeker hastalığı olup olmadığını bilmeyenler, tok karnına şeker tahlili yaptırmalı.

Oruç, bir kilo verme yöntemi değildir

Oruç tutmak, sağlıklı insanlar için farzdır. Kesinlikle kilo verme yöntemi değildir. Zayıflamak için diyet yapan insan, Ramazan ayında da devam eder, ama kilo vermek için oruç tutan insanların kilo veremedikleri biliniyor. Hareket azaldığı için kilo vermeleri de zorlaşıyor. Aç kalarak yaptığımız tek şey, metabolizmayı zayıflatmaktır. Bu da tam tersi, zayıflamayı zorlaştırır. Oruç tutup zayıflamak isteyenler çok ağır beslenmesinler. Bir iftar yemeği en az yarım saat sürmeli ve aşırı yükleme önlenmeli. Çünkü, mideyle beyin arasında, tokluk hissi veren bilgi alışverişi 20 dakikada gerçekleşiyor. Ağır yemenin faydası burada. Kesinlikle yiyeceklere saldırmayın. İftardan birkaç saat sonra meyve yenebilir. İftarda kahvaltılık yendiyse, birkaç saat sonra ana yemek alınabilir.

ÖNERİLER

İftar ve sahur arasında bol su içilmeli. Mümkünse çay ve kahve, yemeklerden yarım saat sonra içilmeli; açık ve şekersiz olmasına dikkat edilmeli. Sahura kalkmak ihmal edilmemelidir. En azından gece geç saatte bir şeyler yenilmeli. Yemekler iyi hazmetmek için sakin sakin yenmeli. Stres, sindirimin bir numaralı düşmanıdır. Yemek yerken işinize ara verin. Tartışmaktan ya da işleri düşünmekten kaçının. Sindirim ağızdan başlar. Yediklerinizin iyi hazmedilmesi için öncelikle ağızda iyi çiğnenmesi gerekir. Lokmaları iyice öğütünceye kadar çiğneyin. Lokmaları iyi çiğnemek yeterince tokluk duygusu vereceğinden, daha az yemek yemenizi sağlar. (Yemek yerken konuşmamaya çalışın. Hava yutmak, mide ve bağırsaklarda gaz oluşmasına neden olur). Böylece yemek sonrası mide rahatsızlıklarından da kurtarır. Yemek yerken dik oturun. Rahat bir şekilde oturun; sırtınız dik olsun, bacak bacak üstüne atmayın. Böylece sindirim sisteminin daha rahat çalışmasını ve iyi hazmetmesini sağlarsınız.


Tarih: 19:20, 3/9/2007 Kategori: SaGLIGIMIZ
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

Gözlerinizi güneşten koruyun..

Güneşin gözlere etkilerini kısa ve uzun vade olarak ikiye ayırabiliriz. Güneş ışınlarının kornea konjonktiva, göz içi merceği ve retinada bazı tahribatlar yaptığı biliniyor.

Akut olarak güneş ışığıyla karşılaşıldığında korneada yanıklar oluşabiliyor. Bu durumda gözde önemli ölçüde ağrı ve sulanma ortaya çıkıyor. Bu tablo kısa süreli bir tedaviyle düzeliyor. Konjonktiva dediğimiz dokuda pinguekula ve pterygium denen ve ilk olarak gözün beyaz kısmında sarımtırak bir doku şeklinde beliren yapılar oluşabiliyor. Katarakt gelişimi hızlanabiliyor. Retinada “yaşa bağlı görme merkezi hastalığı” dediğimiz ve görmeyi belirgin şekilde etkileyen hastalığa yol açabiliyor.

Nasıl önlem alınmalı?

Kaliteli güneş gözlükleri ultraviyole ışınlarını geçirmeyerek gözü muhtemel tüm olumsuzluklardan korur. Kaliteli olmayan, ultraviyole ışınları süzmeyen, sadece siyah renkli gözlüklerin arkasında gözbebeği daha fazla ışık alabilmek için büyür ve toksik ışınlar retinayı daha çok etkiler. Bu yüzden kesinlikle ultraviyole A ve B’yi absorbe eden, filtreli, kaliteli camlardan yapılmış gözlükler kullanmaya özen gösterin. Yazın gözlerimiz için önemli konulardan biri de göz enfeksiyonları. Özellikle sterilizasyonu iyi sağlanmayan havuzlardan önemli olabilecek enfeksiyonlar göze bulaşabiliyor.

Belirtileri

Öncelikle kızarıklık, çapaklanma, sulanma. Sabahları kalkıldığında kirpikleri yapıştıracak kadar çapaklanma olabilir. Görmede bulanıklık ortaya çıkabilir. Bazı hallerde kişide kırıklık, ateş gibi üst solunum yolu enfeksiyon bulguları da tabloya eşlik eder.

Nasıl tedavi edilir?

Enfeksiyonun tipine göre bir tedavi uygulanır. Genellikle antibiyotikli göz damlası uygulanır. Enfeksiyonun diğer gözünüze ve başkalarına da bulaşmasını önlemek için sık sık ellerinizi yıkamanız gerekir. Ayrı bir havlu kullanmak da son derece önemli bir tedbirdir.


Tarih: 19:00, 17/8/2006 Kategori: SaGLIGIMIZ
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

Kızım Artık Bir Ergen..

Kız çocukları erkeklere nazaran daha çabuk çocukluktan çıkar. 12-13 yaş onlar için artık engenliğe geçiş dönemidir. Artık vücudu değişmeye, adet görmeye başlayacaktır. Bu dönemdeki bilgisizlik birçok soruna neden olur. 12-13 yaşında kızları olanlar nelere dikkat etmeli? 12-13 yaşları, özellikle kız çocuğu sahibi ebeveynler ve kızları için ayrı bir önem taşır. Bu yaşlarda erkek çocuğu sahibi olan ebeveynler hâlâ bir “çocuğa” sahip olmanın sükunetini yaşarken, kız evlat sahibi anne ve babalar ergenlik döneminin ilk zorlukları ile karşılaşmaya başlamıştır bile. Kızlar, erkek akranlarından çok daha önce ön ergenliğe adım atar ve gelişimlerini onlardan daha hızlı tamamlarlar. Kız çocukları 12-13 yaşlarına doğru çocukluktan uzaklaşarak ön ergenlik evresine girerler. Ön ergenlik evresi, çocukluktan ergenlik dönemine geçişte bir basamaktır. Bu evrede çocuk fiziksel olarak hızla büyür ve yavaş yavaş bir yetişkin görünümü almaya başlar. Ön ergenlik evresi kız çocuğunun ilk adet görmesi ile, yerini ergenlik dönemine bırakır. Ön ergenlikte yaşanan en büyük problem: Bilgisizlik Genç kızların pek çoğu ön ergenlik döneminde yaşadıkları fiziksel değişiklikler hakkında yeterince bilgi sahibi değiller. Anneler ise, bazen kendi bilgilerinin yoksunluğu nedeniyle bazen de kendi yaşantıları neticesinde edinmiş oldukları olumsuz tutumlar sebebiyle kızlarına yardımcı olmakta yetersiz kalıyorlar. Oysaki bu evrenin sağlıklı atlatılması çocuğun duygusal, sosyal ve ahlaki gelişimi için hayati önem taşır. Ebeveynin yanlış tutumu veya bilgi eksikliği çocuğun ruh sağlığını bozabilmekte, kişilik bozukluklarına neden olabilmektedir. Ayrıca ön ergenlik dönemi ilköğretim 6. sınıfa rast gelmektedir. Bu dönemde çocuğa gereken desteğin verilmemesi okul başarısını da etkilemektedir. Ne gibi değişiklikler olur? Göğüsler büyür. Gövde irileşir ve hatlar yuvarlaklaşır. Vücutta tüylenme başlar. Hızlı kilo artışını genellikle regl izler. Kız çocuklarında aybaşı kanamasının gerçekleşebilmesi için vücutta belirli bir miktarda yağ depolanması gerekmektedir. Bu sebeple genç kızların bu dönemde kilo almaları normaldir. Cilt yağlanır. Hormon seviyesindeki artıştan dolayı deri problemleri, sivilceler, görülebilir. Ten parlaklaşır. Yüzün şekli değişir. Ergen hızlı büyümenin neticesinde özellikle kol ve bacaklarında ağrı hissedebilir. Bilgisizlik, ilk adet görme sırasında genç kızın ruh sağlığını bozuyor Pek çok genç kız regl dönemiyle ilgili hiçbir şey bilmediği için, ilk adet gördüklerinde büyük bir korkuya kapılmaktadır. Çevrelerinde açılacakları kimseyi bulamadıkları zaman, daha vahim durumlara düşebilmekteler. 19 yaşındaki M. ilk adet gördüğü zaman ölümcül bir hastalığa yakalandığını zannetmiş. M., ilk adet şokunu “Ağlayarak annemin yanına koştum, neredeyse bayılmak üzereydim” diye anlatıyor. Kız çocukları ilk cinsiyet bilgilerini genellikle akranlarından alırlar. Eğer ebeveyn çocuğu aydınlatmamışsa, çocuk yanlış bilgi edinebilir. Bu da onu çeşitli endişelere sevk eder. 13 yaşında ilk kez adet gören D.’nin söyledikleri yanlış ve eksik bilginin vahametini gözler önüne seriyor: “Adet görmenin ne demek olduğunu biliyordum. Bir arkadaşım adet gördükten sonra çocuğum olabileceğini söylemişti. Ben de ilk adet gördüğümde, hemen bebek sahibi olacağımı zannettim. 3-4 ay bu endişem devam etti.” Ergenlikle ilgili bilgiler ne zaman ve nasıl verilmelidir? Her kız çocuğu farklı zamanda ergenliğe girdiği için, cinsiyet eğitiminin zamanı kişiden kişiye değişmektedir. Mesela 14-15 yaşına geldiği halde fiziksel ve duygusal açıdan gelişmemiş bir çocuğa yaşına bakarak adet görme ile ilgili bilgilerin verilmesi yarardan çok zarar getirir. Çocuk duygusal olarak hazır olmadığı için iç dünyası sarsılabilir. Genç kızın cinsiyet eğitimi aşamalı olarak, acele etmeden verilmelidir. Birdenbire anlatılan bilgiler çocukta korku ve heyecan yaratabilir. Ön ergenlik döneminde, ergen cinsel konulara merak ve ilgi gösterir. Çocuğunuzda bu ilginin başladığını hisseder hissetmez, cinsiyet bilgilerini aşamalı olarak vermeye başlayın. Çocuğun bu ilgisi ayıplanmamalı yahut görmezden gelinmemelidir. Anneler kızlarıyla konuşmaktan çekiniyorlar Cinsiyet bilgilerinin anne tarafından verilmesi gerekir. Fakat ne yazık ki ülkemizde kadınların pek çoğu ergenlikle ilgili yeterince bilgi sahibi olmadığı için çocuğunu bilgilendirmede yetersiz kalmaktadır. Annenin çocukla konuşmadan önce konunun, fizyolojik boyutu hakkında bilgi edinmesi faydalı olacaktır. Özellikle yeterli öğrenime sahip kızlara, konu bilimsel bir şekilde aktarılmalı, sağlıkla ilgili sonuçlarına dikkat çekilmelidir. Kendi genç kızlık dönemlerinde yeterince bilgilendirilmemiş, cinselliği kötü, ayıp bir şey olarak gören anneler, kızlarıyla konuşmaktan çekinirler ya da utanırlar. Çocuk aydınlatılırken anne bu utancını, olumsuz duygularını kesinlikle çocuğa yansıtmamalıdır. Eğer bu konuda anne, kendisinden emin değilse, çocuğun sevdiği ve güvendiği bir yetişkin tarafından bilgilendirilmesi daha faydalı olur. Kızıyla yakın ilişki kurabilen, onun güvenini kazanmış, korkularını, ilgilerini, ihtiyaçlarını tanıyan bir anne, cinsiyet eğitimini verirken hiçbir zorluk yaşamayacaktır. Birçok genç kız ilk âdet gördüğü zaman annesinden tokat yediğini ve erken âdet gördükleri için suçlandıklarını belirtmektedir. Bu tip davranışlar telafisi imkansız problemlere neden olur. Çocuğunuzun büyüdüğünü kabul edin Ergenliğin en önemli özelliklerinden biri, yetişkinliğe geçişte bir basamak olmasıdır. Genç kızlar bir yetişkin gibi davranarak, çocukluktan kurtulmaya, bağımsız olmaya çalışırlar. Bazen anne-babalar çocuklarının büyüdüğünü kabul etmekte zorlanırlar. Bu dönemde genç kızlara çocuk muamelesi yapmak, onları kızdırır ve daha fazla asi olmalarına sebep olur. Özellikle annenin kızının üzerine fazla düşmesi, onun çocuksu davranışlarını besleyip, bağımsız hareketlerini aşırı sınırlaması genç kızın çocuksu bir kişilik geliştirmesine sebep olur. Baskıyla yetişen kızların özgüvenleri zayıf oluyor Kız çocuklarının en belirgin özellikleri; beğenilme ve dikkat çekme arzularıdır. Bu arzu onları süslenmeye, güzel giyinmeye, dikkat çekici davranışlarda bulunmaya; -abartılı gülme, aşırı hareketlilik, ağlama gibi- iter. Çocuğun bu tür davranışlarını olağan görmeli, aksi yönde davranması için baskı yapmamalıdır. Toplumumuzda genç kızların, genç oğlanlara göre daha fazla baskıya uğradıkları bir gerçektir. Fakat baskıyla yetişmiş kızların özgüvenleri zayıf olur. Ailelerinde bulamadıkları ilgi ve hoşgörüyü dışarıda arama ihtiyacı duyarlar. Bu da onları yanlış yollara itebilir. Anneler kız çocuklarının ihtiyaçlarına duyarlı davranmalı, onların makul isteklerini yerine getirmekte tereddüt etmemelidir. Eğer çocuk sizin ona benimsetmek istediğiniz değerlere aykırı bir istekte bulunursa, konuşarak bu isteğini makul seviyeye çekmeye çalışın. Mesela, genç kız makyaj yapmak hususunda ısrar ediyorsa, ara sıra evin içinde ya da arkadaşları eve geldiğinde makyaj yapmasına izin verebilirsiniz. Çocuğunuzun arkadaşlarını tanımaya çalışın 12-13 yaşlarındaki kız çocukları anne-babalarına karşı daha tenkitçi olmalarına rağmen, bir yetişkini, çoğunlukla bir öğretmenini, kendisine örnek alır. Arkadaşlık ilişkileri de zamanla önem kazanmaya başlar. Bu yaşlardaki kızlar genellikle kendilerini tamamlayıcı arkadaşlar edinirler. Örneğin iki arkadaştan biri baskın diğeri daha silik olur. Bu noktada aile arkadaş seçiminde kızlarını iyi takip etmelidir. Erken olgunlaşan kız çocukları kendilerinden daha büyük yaştaki kızlarla arkadaşlık etme eğiliminde olurlar. Bu da genç kızın tehlikeli şeyleri tecrübe etmesine neden olabilir. Mesela, daha büyük yaştaki kızın erkek arkadaşı varsa, çocuk da bir erkek arkadaş edinmek isteyebilir. Çocuğun kendisi gibi erken olgunlaşmış bir yaşıtı ile arkadaşlık etmesine ortam hazırlayarak, bu problemi ortadan kaldırmanız mümkündür. 12-13 yaşlarındaki kız çocukları, kendi hemcinsleri ile vakit geçirmekten hoşlanırlar. Erkek arkadaşları ile bir arada olmaktan kaçınırlar. Ortaokul öğrencilerinin genellikle karşı cinsten biriyle oturmak istememelerinin nedeni budur. Fakat ergenlikle birlikte bu durum tersine döner. Her ne kadar erkek arkadaşlarından uzak dursalar da, kız çocukları genellikle bu yaşlarda ilk kez âşık olurlar. Çocuğun aşkı cinsel bir mahiyet taşımaz. Bu yüzden anne-babaların endişelenmeleri yersizdir. Ancak aileler her zaman için duyarlı olmak durumundadır. Kız çocuklarına sağlam bir ahlâk anlayışı kazandırılmalı Toplumumuzda genç kızları korunmak için aileler baskı ve tehdit yoluna başvurmaktadır. Oysa gayri ahlaki yollara düşen kızların çoğu baskıcı veya ilgisiz ailelerden çıkmaktadır. Bunun yerine, çocuğunuza ahlaki değerleri benimsetip, ona güvendiğinizi sık sık hissettirmelisiniz. Anne-babasının ona güvendiğini hissederek büyüyen bir genç, asla onları hayal kırıklığına uğratmayacaktır. Kız çocuğunu korumanın en iyi yolu, ona sağlam bir ahlak anlayışının kazandırılması ve cinsel konularda yeterince aydınlatılmasıdır. Genç kıza, insanların ona nasıl art niyetle yaklaşabilecekleri, toplum kurallarına aykırı hareket ettiğinde karşılaşacağı güçlükleri, birçok erkekle duygusal ilişki kuran kızların evliliklerinin sağlam olmayacağı, bir kadının duygularına hakim olduğu ölçüde değer kazandığı, evliliğin ne kadar önemli olduğu gibi konular yeri geldiğince anlatılmalı ve genç kızda kendisini koruma bilinci oluşturulmalıdır. Ortaokul ve lisede kız çocukları erkek çocuklarından daha başarılı oluyorlar Kız çocuklarının erkek çocuklarından daha erken ve daha hızlı gelişmesi, aynı sınıfta okuyan kızların erkek akranlarından daha başarılı olmasını sağlıyor. Ergenlikle birlikte zihni kapasitede artış olur. Mesela kız çocukları pek çok şeyi daha rahat hafızalarında tutar, dili daha iyi kullanır, okudukları konuları rahatça anlarlar. İlköğretim 6. sınıfa başlayan bir kız çocuğu yavaş yavaş meslek seçimi hususunda yönlendirilmeli, eğitim hayatıyla ilgili amaçlar saptanmaya başlanmalıdır. Çocuğa akademik bir hedef konulması, ilgisinin okul başarısı üzerinde tutulması ve bu yönde desteklenmesi faydalı olacaktır. Eğer çocuğun yetenekleri akademik yönde değilse, eğitimine el sanatları, çocuk bakımı, ev yönetimi, spor, sanat gibi alanlarda devam etmesine imkan sağlamalıdır.


Tarih: 20:09, 10/8/2006 Kategori: SaGLIGIMIZ
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

<- | Sonraki Sayfa ->

..... Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Arkadaşlarım
<%LinkTitle%>

Business Logo design
eLiFNuRuNPeNCeReSi